Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Alışkanlıklar

Her şey iyi hoş da bu alışkanlıkları ne yapacağız? Sabah kaçta kalktığımız meselâ. Bir alışkanlık mı? Zorunluluk mu? Uykunu aldığın için mi uyanıyorsun yoksa uyanmak zorunda olduğun için yetinmeye mi çalışıyorsun? Uykunu almak için uyumaya niyet ettin diyelim uyudukça uykusu geliyor insanın. Nerde doydun, nerede abarttın nasıl bileceksin? Yemek de böyle, konuşmak da. Dinleneyim iyi bir şey yapayım derken kıymetli vaktini mi harcıyor insan yoksa kıymetli bir şeyler yapabilmek için kendini şarj mı ediyor? Yarından itibaren zorlamasız farkındalıklara kucak açmaya niyet ediyorum. Alarmsız, vücudumun uyandığı saate uyabilmeye kendimi davet ediyorum. Uyandıktan sonra geri uyuyacak mıyım merak ediyorum. İnsan neden uyandıktan sonra geri yatıyor? Tatmin olmadığı şey ne? Günün patırtısının korkusundan kaçmaya mı çalışıyor? Yoksa uyanınca ne yapacağını mı bulamıyor? Yapması gerekenler listesi onun yapmak istedikleri olmadığı için mi sıkılıyor ve kaçıyor? Peki sabahın o saatinde ne yapma...
En son yayınlar

2025'teki bana selam olsun

Sevgili 2025'teki ben, Muhtemelen şu an bir deniz kasabasındasın. Hava da soğuk ama sen çam kokularını içine çekmek için dışarı çıkmışsın. Bacağına sarılmış olan da 3 yaşındaki çocuğun, elinde salatalık var. Yemeyi çok seviyor ama sağlıklısından. Seni de hiç üzmüyor :). Ben şu an Vodafone'da çalışıyorum. Sana kocaman selamlar ve sevgiler gönderiyorum. Hiç bir şeyi kafana takma ve oluruna bırak. Şimdiki bilgeliğim mi yoksa cahilliğim mi yanında olacak bilmiyorum. Umarım ki kalbinin bütünlüğü hep seninle olur. Anlar değişse de aslında biz değişiyor muyuz? Yoksa aynı anın farklı olasılıkları mıyız? Peki enerjimiz neden az? Enerji motivasyon mudur? Çok sevgili 2025'teki ben sana en sevgili dileklerimi gönderiyorum çünkü sen bensin sadece biraz daha uzakta, daha olgun, daha sağlam, daha samimi.

Neden beraber?

Herkese selam. İstanbul'un dişleri donduran bu kış gününden herkese sevgilerle. Bugün paylaşmak istediğim konu sürekli yapmak isteyip de bir türlü düzene koyamadığımız işlerle ilgili. İş yerinde çok düzenli olup evde düzeni tutturamıyoruz mesela. Ya da çocuğumuz için bir şey yapacakken hiç unutmuyoruz da kendimize gelince aklımızda çıkıveriyor. İnsan önem verdiği şeyi unutmuyor. Bu bir tarafta ancak diğer taraftan hesap verebilirlik diye bir şey var. Bir başkasının bizi yargılama ihtimali olan konulara kendimizden daha fazla önem verebiliyoruz. Tabii ki güzel olan insanın dışardan bir beklentisi olmadan bir şeyler yapmayı alışkanlık haline getirebilmesi dolayısıyla kendisine de aynı derecede önemi verebilmesi. Bunu yapamadığımız durumdaysa imdadımıza kişisel gelişim grupları yetişiyor. Pek çok yerde görmüşsünüzdür. Kişisel koç 21 gün boyunca size whatsapp'dan görevler verecek. Ya da spor koçunuz öğle arası ne yediğinize karışacak. İnsanlar da bu psikolojik baskının a...

Sudan Gelen Şifa

Su deyince aklınıza hangi özellikleri geliyor? Kapsayıcıdır. Esnektir. Bulunduğu kabın şeklini alır. Hem çözücü hem bağlayıcıdır. Serindir, harareti alır. Sakinleştirir. Vazgeçmez, binlerce yıl uğraşır o inatçı kayaları yuvarlak hale getirir. Yaşam verir İlişkileri çift yönlüdür, yaşam verirken çürütür de. Ateşi söndürür. Bu liste uzar gider. Bu hayatta suyu örnek almak lazım. Su gösteriyor ki kızmadan da uyum sağlayarak da etkili olunabilir. Bize öğretilen agresif ol, sesini yükselt, başkalarına izin verme ki sen etkin olan ol laflarıyla bir yere gelemediğimiz ortada. Hele de bu öğütle yetişmiş "n" kişinin bulunduğu ortamda acı, adrenalin, hararet seviyesi o kadar yükseliyor ki bırakın sonuç üretmeyi o ortamda nefes almaya imkân kalmıyor. Halbuki su gibi birbirine saygı duyan, değer veren, birbirinin biricikliğine izin veren insanların olduğu ortam öyle mi? Üretim de etkinlik de yaşam da keyif ve huzur da orada. Mesele neyin daha iyi olduğunu görme...

Neden kendime iyi gelme yolculuğuna çıkıyoruz?

Çünkü bu hayatta bunu yapabilecek başka hiç kimse yok. Bazen zannediyoruz ki iyi bir terfi, bir sürü paramızın olması, bizi koruyup kollayacak, başımızı döndürecek o eşin kapıyı çalması, o okulu kazanmak, o işe girmek, o tatile çıkmak bize iyi gelecek, bizi tamamlayacak ve artık iyi hissedeceğiz. Ancak o istediğimiz şeye ulaştığımızda hiç de öyle olmadığını fark ediyoruz. Ya yana yakıla ulaşmaya çalıştığımız şeyden yana yakıla uzaklaşmaya çalışıyoruz ya da yeni hedefler edinip bu yetersizmiş bir de şu olsa bu sefer olacak diyoruz ve ömürler böyle geçip gidiyor. Halbuki çevremize kim mutlu kim mutsuz diye baksak binlerce yıldır insanları mutlu eden şeyin tüm bu hedeflediğimiz şeyler olmadığını görürüz. Benim gördüğüm mutluluk kaynakları: Emek verip o emeğe şöyle bir karşıdan bakıp sine sine bunun gururunu keyfini yaşamak. Böyle deyince de büyük şeyler gelmesin aklınıza. Benim aklıma gelen sahne bir pencereyi özenle silip ona karşıdan sevgiyle bakan bir kadının görüntüsü. Yaptığım...